Bir aylık dindarlık

2007-09-02 18:51:00

Selami ŞahinAkşam, 04.10.2006Bir zamanlar magazin programlarının açık seçik sunucusu yanına Prof. Dr. unvanlı ilahiyatçıları alarak bir bakıyorsunuz sahur programı yapıyor. 11 Ay boyunca laiklik satan gazeteler bir ay boyunca İslami neşriyatlara bel bağlayarak tirajlarını arttırmaya çalışıyorlar. Köşe yazarlarının bazıları esasında hepimiz Müslüman'ız tavırlarında , günah çıkarma kodunda okuyucusu ile arasında manevi bir boyut olduğunu vurgulamaya kalkıyor. İftar paketleri dağıtarak gönül alma ile oy almayı karıştıran siyasiler ortalıkta cirit atıyor. Hal öyle bir noktaya getiriliyor ki bir aylık Müslüman ülke pozisyonuna sokuluyoruz . Yabancı milletlerin kızlarının , özellikle Rus Kızlarının birden bire Müslümanlığı seçtiği haberlerini izliyoruz. Bu arada televizyon programlarında Şahadet getirememesini izlerken bu işin düzmece olduğu düşüncesine kapılıyoruz.Orucu magazinleştirerek diş macunu kalıntısı ile bozguna uğratmaya , sahurdan dişinin arasında kalan taneciği ölçümlendirerek fetva vermeye bayılıyoruz. En enteresanı ise oruç ile diyet arasında bir bağ kurarak bundan sonuç çıkarmaya çalışan diyetisyenlerin iftar yemekleri tarifleri. Akşama kadar açlıktan ölmek üzere nefsinin son haddine gelen birisine iki kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, iki dilim kepekli ekmek tarzında yemekleri kendileri bile yemezken utanmadan önerebiliyorlar. (Zaten bu diyetisyenleri oldum olası gözüm tutmaz ayrıca bir çoğu nerdeyse şişman sayılacak vaziyette.)Bir aylık Müslümanlığı kotardıktan sonra azgın bir boğa gibi özgürleşeceği rüyaları ile yatıp kalkan bu uğurda sahura kadar yedikten sonra öğleden sonraya kadar yatalak vaziyette evden dışarı çıkmayanların bu salaş tavrı beni çıldırtıyor. İftar saatini iple çekerken son dakikalarda etrafa dehşet saçan sigara tiryakilerinin mağlup ve teslim edilmiş tavrı sadece bu ayda yaşadığımız manzaralardan sadece bir tanesi. Yıllarca aşk şarkılarının süper starı olduğunu düşündüğümüz kişilerin ilahi okuması ile birden bire bakış açı... Devamı

ÇOCUKLAR ve RAMAZAN

2007-09-02 18:50:00

Çocuklara Ramazan’ın farkını hissettirinİftar vaktinin erken olması sebebi ile çoğu insan orucunu işyerinde açacak. Hiç olmazsa ilk günde imkanlarınızı zorlayıp orucunuzu evinizde ailenizle birlikte açmaya çalışın! Çocuklar Ramazan'ın farkını hissetsin!Teravihe çocuğunuzla gidinElinden tuttuğunuz çocuğunuzla birlikte teravih namazına gidin. Namazdan sonra, önce çocuğunuza küçük; ama onun hoşuna gidecek bir hediye verin. Sonra yanınıza aldığınız çikolata ya da şekerleri teravihe gelen diğer çocuklara dağıtarak onlara Ramazan’ın rahmet yüzünü bir kere daha gösterin.Ekonomik durumunuz iyiyse bunu sık sık yaparak camiye gelen çocukları sevindirin.Çocukları camiden kovmayın Teravihtesiniz, huşu ile namazınızı kılıyorsunuz. Çevrenizde yüzlerindeki rahmetten izlerle muzipçe dolaşan hatta safların arasında koşuşan çocuklar var. Halden anlamayan bazı nadanların onların koşuşturmasından rahatsız oldukları belli. Çocuklara kızarak sert sert bakışları ile onları azarlayanların aksine, siz nazarınıza rahmeti yerleştirin ve kendilerinden hoşnut olduğunuzu izhar edin. Namazdan sonra da karşılaştığınız çocuğun başını okşayıp onu tebrik ederek “Allah ibadetinizi kabul etsin” deyin. Çocukların dinî eğitiminde bu ay bir fırsattır Eğitim, büyüklerin kendilerini takip eden nesli her yönden geliştirmek, çelişki ve tutarsızlıklardan kurtarmak, ahenkli davranış ve olgunlaşmış şahsiyete ulaştırmak için gösterdiği çabalar bütünüdür. Eğitim için müsait ortamın, heyecanın, motivasyonun ve uygulama yapma imkânının bulunması şarttır. Çocuklara İslâmi eğitimin kazandırılmasının en müsait ortamlarından biri de Ramazan ayıdır. Heyecan, eğitimi hem kolaylaştıran hem de zorlaştıran bir husustur. Bu itibarla heyecanın eğitime verdiği olumlu ve olumsuz olmak üzere iki yönlü etkisi vardır. Öğrenilecek şeyle aynı yönde olan heyecanlar eğitimi kolaylaştırır; fakat öğrenilecek şeyle zıt yönde olan heyecanlar eğitimi zorlaştırır. Meselâ Ramazan ayının heyecanı,... Devamı

Eski Ramazanlar...

2007-09-02 18:48:00

Sultanın mütevazı sofrası25 Eylül 2006 Padişah sofrası, Fatih Sultan Mehmed’in saray ve devlet düzenini sağlayan o meşhur kanunnamesinin 35. maddesinde; “Cenab-ı şerifim ile kimesne taam yemek kanunum değildir, meğer Ehl-i iyalden ola, Ecdad-ı izamım vüzerasiyle yerleşmiş. Ben refetmişimdir” der. Buradan anlaşılacağı üzere Sultan Fatih tek başına veya çok yakın olanlarla yemek yiyor ve evvelki padişahlar gibi vezirleriyle dahi yemek yemeyi reddediyordur. Hatta Kanunnameye göre Divanda vezirlerin de nasıl ve hangi şartlarla yemek yiyebileceği belirtilmiş, bunların önünden kalkan taamın (yemeğin) dahi çavuşlar, reisülküttap neferleri gibi hizmetliler tarafından yenilmesini öngörmüştür. Böylece bir taraftan bu hizmetlilere vezir yemeği yedirilerek onları payelendirirken bir taraftan da israfın önlenmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Ancak makam sahibi görevlilerin genellikle kendi sınıflarıyla bir arada yemek yeme zorunda olduğu görülüyor. Sonrada Ali Ufki bey adını alan saray ağalarından Woyciech Bodowski 17. yüzyıldaki saray âdetlerini anlatırken “Padişahın Hasoda’da veya teras ve bahçelerde yalnız başına yemek yediğini, yemek için kaşık ve parmaklarını kullandığını daha sonra ellerini sabunla yıkadığını” belirtir. Böyle bir durum dünyanın diğer büyük saraylarına göre önemli bir farklılık arz eder. Fransa kralı ve Cin imparatoru da tek başına yerler ama bunu asilzâdeleri ya da yüksek memurları önünde yaparlar, oysa Fatih Sultan Mehmed gibi Osmanlı sultanlarını ancak hizmetkârları ve ailesi görebilir. Pek çok insanın hayallerini süslediği gibi padişahın yanında cariyeler falan yoktur. Öyle ihtişamlı sofralarda oturmaz, tercih ettiği yer sofrasıdır, abartıldığı gibi altın kaplar, mücevherlerle bezemeli bardaklar da o sofrada yer almaz. Günde iki öğün yemek Fatih Sultan Mehmed’in mutfağı ile ilgili en eski belge 11 Haziran ile 9 Temmuz 1469 tarihlerine tekabül eden hicri 873 Zilhiccesi’ne aittir. O sırada İstanbulR... Devamı

Hristiyanlık ve Yahudilikte Oruç

2007-09-02 18:46:01

Hristiyanlık da : Alkol ve cinsî münasebet oruç sırasında yasaktır. Günlük işler asgariye indirilir. Oruç, genelde, istiğfar için, bolluk içinde yaşamanın idraki içindir. Özellikle Katolikler ve Ortodokslar 40 günlük Büyük Perhiz ile Noel'den önceki Advent dönemlerinde oruç tutarlar. Protestan kiliseleri oruç tutmayı üyelerinin vicdanlarına bırakırlar.       Yahudilik de : Musevilikte oruç gereklidir. Yılda birkaç  kez oruç tutulur Özellikle Yom Kippur'da (Kefaret Günü) oruç tutulmasıu öngörülür Yenilmez, içilmez. Deri elbise giyilmez. Yağ ve krem sürülmez. Cinsî münasebette bulunulmaz. Genelde oruç günlük işlerden uzaklaşmak için bir vasıtadır. Altı çeşit oruç vardır. Kaynak: 1) Semavî dinlerin oruçları, Abdullah AYMAZ,  Zaman Gazetesi 2) Ana Britannica OruçOruçla İlgili Çeşitli KonularBir aylık dindarlıkÇocuklar ve RamazanEski RamazanlarHristiyanlıkta ve Yahudilikte Oruç"Jetimam" Yahut Boşa Giden TeravihRamazan Bayramı Orucunuz Hangi Cinsten?Oruç Tutasınız ki Sihhat BulasınızOruç Tutmak Ya da Tutturan OruçOruç TutmayanlarOruçtaki GüzelliklerRamazan Ayı İbadet Ayıdır Ramazan Ayının Fazilet ve EsrarıRamazan Ayının Üstünlükleri Ramazandaki Hedeflerimiz Neler...Ramazanda Nasıl Yemeli Sahura Kalkalım Sahuru Geciktirmekte Yarar Var Seferi Hali ve OruçTemizlik İmanın, Oruç da Sabrın...Teravih Namazı Teravih Namazı Kaç Rekat ?*************************Ana Sayfa Adak Orucu Tutan Adet Görürse Adetli Kadının Oruçlu Gibi DurmasıFitre ve Fidye Arasındaki Fark? Güneş  Doğduktan Sonra AdetGüneş Doğduktan Sonra Adetten...Hamile ve Süt Emziren KadınHanımların Muayene Olmaları Hayzı Geciktirerek Oruç TutmakHurma İle İftar Etmek    İftar DuasıKadın Adet Olacağım Diye TutmazsaKadir Gecesi...Kefaret Gerektiren HallerOruç Bozmayı Mübah Kılan HallerOruçlu Yemeğin Tadına Bakabilir mi?Orucu Bozmayan Şeyler Nelerdir? Orucu Bozup Kazayı Gerektiren HallerOrucun FidyesiOruçlu... Devamı

'JETİMAM' YAHUT BOŞA GİDEN TERÂVİH NAMAZLARI

2007-09-02 18:46:00

Her şeyin kendine mahsus bir usûl, adâp ve erkânı vardır. İnsan, müsbet bir neticeye ancak bu adâp ve erkâna riâyet ederek ulaşabilir. Başka türlü olan, usûle uymadan yapılan ameller- ibâdetler, boşa sarfedilen gayretten başka bir şey ifade etmez. Onbir ayın sultanı olan ve istisnâsız her mü'minin, ihlâs, gayret ve liyâkati nisbetinde istifade ettiği, mânen birşeyler kazandığı  mübârek Ramazan ayının gelişiyle, her sene olduğu gibi, bu yıl da inşâallah câmiler dolup taşacak. Ancak, büyük bir hızla câmilerden, bircok insanın 'bir an evvel bitse de çıksak' duygusu içerisinde oldukları da maalesef duyulan ve müşâhede edilen bir gerçek. Hatta bundan dolayıdır ki, hızlı terâvihlerin kılındığı câmiler tercih ediliyor. Bu câmilerin imamları da halk arasında 'jet imam' diye tanınıyor. Halbuki câmide yarım veya bir saat duramayan insanın, câmi dışında, daha farklı bir yerlerde saatlerce durduğuna ve sıkılmadığına da başta kendisi şâhit. Dünyaya ait basit işlerde bile muayyen kâide ve düzen aranırken, Efendimiz (s.a.v.)'in 'Gözümün nûru' dediği namazda belli kâide ve esaslar olmaz mı? Elbetteki vardır ve namazlar, kendi adâp ve erkânı üzere kılınmalıdır. Bu hususta mü'munleri ikaz eden Allah Resûlü (s.a.v.), bir defasında namazda acele ile imamdan  başını secdeye koyan birisi için, 'İmamdan evvel başlarını secdeye koyanlar, secdeden merkep başlı olarak kalkacaklarından korkmuyorlar mı? buyurarak işin vahâmetini ifade etmişlerdir. İnsan, azîz bildiği birisine bir hediye vereceği zaman nasıl kusursuz, hatasız olmasına dikkat gösteriyorsa, azîz olan Allah için kıldığı namazın da bilhassa tam ve kâmil olmasına dikkat ve hassasiyet göstermelidir... Huşû ve huzur içinde olmalı, tâdil-i erkâna mutlaka riâyet ederek kılmalıdır. Yine bir başka zamanda isa Allah Resûlü (s.a.v.), âdap ve erkâna riâyat etmeden namaz kılan birisini, 'Tavukların yem topladığı gibi acele acele kılmaması' için ikaz etmiştir. ... Devamı

RAMAZAN BAYRAMI

2007-09-02 18:44:00

Müslümanların iki büyük bayramından biri. Ramazan ayında tutulan bir aylık orucun bitiminde Şevval ayının ilk üç günü müslümanların bayram günleridir. Ramazan bayramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolayı "Fıtır bayramı" adı da verilmektedir. Resulullah (s.a.s) Medine'ye hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendiği iki bayramları vardı. HzPeygamber Medinelilere özgü olan, cahiliye izleri taşıyan bu bayramların yerine bütün müslümanların  sevinip eğleneceği İslâm'ın iki bayramını onlara haber verdi: "Allahu Teâlâ size, kutladığınız bu iki bayramın yerine, daha hayırlısını, Ramazan bayramı ile Kurban bayramını hediye etti" (Sünen-i Ebû Dâvud, Salat, 239). Bayram, Ramazan çıkıp bayramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan'ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan'ın yirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval'in biridir ve bayram yapılır (Sünen-i Ebû Dâvud, 3/306). Ramazan bayramı, bir aylık oruçtan sonra yeme-içmenin ve her türlü helal nimetten yararlanmanın mübah olduğu; müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri; çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği; kısaca İslâmî kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı; bütün bunlarla birlikte Allah'a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir. Ramazan bayramında yapılması vâcib olan fıtır sadakası vermek, bayram namazı kılmak gibi ibadetlerin yanında sünnet, müstehab olanları da vardır. Ramazan'ın ilk gününde oruç tutmak ise haramdır. Ramazan bayramı sabahı erken kalkıp bayramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, cünüp olsun olmasın guslederek temiz (mümkünse yeni) elbiseler giymek, pis kokulu yiyeceklerden uzak durmak, ağzı misvaklayıp fırçalamak, güzel kokular sürünmek, saçı-sakalı, tırnakları ve vücudun diğer yerlerindeki kılları sünnete uygun b... Devamı

Orucunuz hangi cinsten?

2007-09-02 18:43:00

Ahmed Şahin ZamanEfendim, hepimiz oruç tutmaktayız. Ama hangi oruç?.. Diyeceksiniz ki, hangi oruç ne demek? Orucun da hangisi olur mu, oruç işte. Haklısınız. Öylesine tek tip oruç tutmuş, öylesine tek noktada sabit kalmışız ki orucun çeşitlerini dahi hatırlamaz olmuşuz. İsterseniz kaç tip oruç olduğundan söz edeyim bugün size de, görün oruç çeşitlerini ve tespit edin tuttuğunuz orucun hangisinden olduğunu. Üç türlü oruç tutulur. Avam orucu. Havas orucu. Havassın da havassının orucu. Gördünüz mü oruç çeşitlerini? Önce avam orucuna bakalım. Aslında avam orucunu tarife hacet yoktur. Çünkü bizim tuttuğumuz oruç, avam orucunun ta kendisidir. Nedir avam orucu? Orucu bozucu hallerden uzak kalmak. Yemek yemeyip su içmemek. Yani sadece midesine tutturmak. Demek ki avam orucunda korunan ve kollanan şey, sadece boğazından aşağıya bir şey geçirmemek, sadece mideyi muhafaza etmekten ibarettir. Peki havas orucu? Havassın orucu, mide ile beraber, diğer organlarına da oruç tutturmak. Ağzına, gözüne, kulağına, ayağına. Ağzından günah olabilecek bir cümle çıkarmamak, dilinden gıybet, dedikodu gibi sözler sarf etmemek, ayağıyla haram olan yola yürümemek, kulağıyla haram olan sözler dinlememek, mânâsız, faydasız şeyler duymamaya gayret etmek... Gözüyle de harama bakmamak, kötülük seyretmemek, müstehcen olan manzaralara nazar etmemek. Ben oruçluyum demek. Evet, bu da havassın orucudur. Demek havas, mideden başka diğer organlarına da orucu tutturuyor, harama baktırmıyor, harama yürütmüyor, haramı seyrettirmiyor, haramı dinletmiyor... Bunlar orucunu bozar, biliyor. Gelelim havassın da havassının orucuna. Onlar bunlara ilave olarak kalblerine, gönüllerine, hayallerine de oruç tutturuyorlar... Meselâ, kalbine günah olan şeyleri getirmiyor, hayaline haram olan şeyleri aksettirmiyor... Yani hayaline de oruç tutturuyor, maddî organlarında bırakmıyor orucu, manevî organlarına da götürüyor, kalbine, gönlüne kadar vardırıyor, tam bir melek haline yüceliyor... Şimdi sualimizi tekrar so... Devamı

ORUÇ TUTUNUZ Kİ SIHHAT BULASINIZ

2007-09-02 18:42:00

Bir batılı şöyle diyor: 'İnsan, Allah için yaptığı fedakârlık nisbetinde kulluk zevkini tadıyor. İnsana, Allah için kayda değer bir fedakârlık yapma hissini oruç kadar veren bir başka ibâdet düşünemiyorum. Rabbiniza olan müthiş sadâkatle, 'ya!' deyince yiyor, 'yeme!' deyince çekiliyorsunuz. Bilhassa iftar sofrasında, her şey hazırlanırken, onun 'ye!'emrini beklemenin heyecanlı zevkini tadıyorsunuz. Bu, bizim çok yabancı olduğumuz bir ulvî histir. Ancak bu güzel kulluk heyecanıyla yürekler, hakiki Allah inancını bütün haşmetiyle hissedebilir. Bizim ibâdetlerimizde hâkim olan; sathîlik, katılık, heyecansızlık ve kuruluktur. Oruçla gelen kulluk zevkini ben de yaşamak istiyorum.'(İlâhiyatçı Maienne Meier) Dr. Helga Bühler de şunları söylüyor: 'Açlık grevi ile oruç arasındaki fark, insanın niyetidir. Oruç, pozitif ve istekli bir harekettir. Açlık grevi ise, öfke ve gadaptan kaynaklanır. Bİlindiği gibi öfke ve sinirlilik halleri mide asidi üretmekte, mide asidi ise acıkmaya sebep olmaktadır. Dolayısiyle oruçlu kişi açlık hissetmezken, diğeri büyük bir açlıkla karşı karşıyadır.' Peygamber (s.a.v.)Efendimiz de, asırlar öncesinden bu hakikati şu mübârek hadîs-i şerifleriyle hulâsa olarak ifâde buyurmuşlardır: 'Oruç tutunuz ki, sıhhat bulasınız.'(Terğîb, 2,83)   Kaynak: Fazilet Takvimi 7 Ocak 1997 OruçOruçla İlgili Çeşitli KonularBir aylık dindarlıkÇocuklar ve RamazanEski RamazanlarHristiyanlıkta ve Yahudilikte Oruç"Jetimam" Yahut Boşa Giden TeravihRamazan Bayramı Orucunuz Hangi Cinsten?Oruç Tutasınız ki Sihhat BulasınızOruç Tutmak Ya da Tutturan OruçOruç TutmayanlarOruçtaki GüzelliklerRamazan Ayı İbadet Ayıdır Ramazan Ayının Fazilet ve EsrarıRamazan Ayının Üstünlükleri Ramazandaki Hedeflerimiz Neler...Ramazanda Nasıl Yemeli Sahura Kalkalım Sahuru Geciktirmekte Yarar Var Seferi Hali ve OruçTemizlik İmanın, Oruç da Sabrın...Teravih Namazı Teravih Namazı Kaç Rekat ?*************************Ana Sayf... Devamı

Oruç tutmak ya da tutturan oruç

2007-09-02 18:41:00

Afşin SelimMilli Gazete, 07.10.2006 Ne güzel diyorlar: “Oruç tutmak, kendini tutmaktır.” Sahiden, biz orucu değil de, oruç bizi tutuyor sanki. Esaretimizi, köleliğimizi, zincirlerimizi söküp atıyor, bizi bizde bulduruyor, yani esaslı bir özgürlük yaşatıyor bize. Oruç yoluyla oruçluya verilmek istenen mesaj nedir, ne gibi şeyler vurgulanır, uyarıcı nitelikleri nelerdir… Mutlaka çeşitli anlamlar yüklenmiştir tuttuğumuz oruca, bunun ne derece farkındayız, kim bilir belki de sadece yememek-içmemek gibi bir mantık ile tutanlarımız vardır onu. Hayır, -tutun dediği oruç ile- bize bir şeyler demek istiyor O. Peki diyoruz bizde, tutuyoruz orucumuzu, gün boyu yemiyoruz-içmiyoruz. Yalnızca bu mu, daha temkinli, daha itinalı hareket ediyoruz, en azından olması gerekenin bu olduğunu biliyoruz. Demek ki, çok gizli mesajlar yok aslında, yani oruca çeşitli anlamlar yüklemek, onun uyarıcı niteliklerini anlamaya çalışmak zor değil esasen. Tutmak deyince ne geliyor aklımıza: Bir şeylere sahip olmak, bir şeyler karşısında sahiplenici davranmak gibi şeyler… Öyleyse, tutmak denilen şey, oruç ibadetinin vazgeçilmezi ve tutulan bu orucun sakındırıcı nitelikleri var.  Esas mesele şu aslında: Sakınmak! Tuttuğumuz oruç karşısında neyi, kimden, nasıl sakınıyoruz… İşte tutulan oruç sakındırmakla birlikte uyarıyor. O halde oruç bizi tutuyor, bizim orucu tuttuğumuz söylemi yüzeysel kalıyor. Yani orucun derinliklerine indikçe, çeşitli mesajları algılayabiliyoruz. Ne güzel, farkında olarak tutuyorsak orucu. Evet, bu önemli. Orucu farkında olarak tutmak! Kardeşlerim; Şuurlu bir şekilde düşünmek, davranmak ve esasen onu hayatımıza uygulamak bizler için çok mühim olmalıdır. Mühimlik verilen şeyin farkındalığı açığa çıkar, işte bu farkında olmak durumu bize kim bilir ne kazançlar sağlıyordur, yararımızadır yani, sağlıklı bir durumdur. Oruç demişken; esaslı, gerçek, sahici özgürlükten söz etmeden geçmeyelim. Evet, gerçeklik payı var. Yaşadığımız bu yeryüz... Devamı

Oruç Tutmayanlar

2007-09-02 18:40:00

Hayrettin KaramanYeni Şafak, Ramazan,.2006hkaraman@yenisafak.com.trMazeretsiz oruç tutmamak günahtır, İslâmî değerlerin sosyal ağırlığının bulunduğu yerlerde bu davranış ayıp da sayılır. Günahlara ve ayıplara karşı toplumun tepki göstermesi tabîidir ve kaçınılmazdır, ancak bu tepkinin amacı, nefret ettirmek, insanı meselâ günahkâr iken kâfir (inkârcı) kılmak, toplumun düzenini bozmak ve fitne çıkarmak değil, irşâd ve ıslâh etmek, düzeltmek, eğitmek, yola getirmek, sevdirerek benimsetmek olmalıdır. Orucu açıkça, göstere göstere yiyenlere karşı bazı zamanlarda ve mekânlarda aşırı tepki gösterildiği, meselâ bunların oruç tutanlar tarafından dövüldüğü medyada ileri sürülüyor. Bunun yaygın olmadığı açık bir gerçek; çünkü oruç tutmayanların onda biri bile oruç tutanlar tarafından dövülseydi ülkemizde her gün binlerce vak'a meydana gelirdi. Nadir de olsa aşırı tepkiler bulunabilir, bu tepkilerde oruç tutanların kusurları da bulunabilir, ancak meşhur deyişle “Hırsızın hiç suçu yok mudur?” Hattâ bazıları sırf hâdise çıksın, İslâm'ın ve Müslümanların imajı çirkin görünsün diye tertip ve tahriklerde bulunmuş olamazlar mı? Bu sorulara cevap teşkil eden bir hikâye, bir de şiir nakletmek istiyorum: Yahudi'nin biri mahallelerde dolaşıp incik boncuk, şeker, sakız vb şeyleri, mal karşılığı satıyor ve Müslümanları kandırıyormuş. Akıllı bir Müslüman çocuk durumun farkına vararak arkadaşlarını uyarmaya kalkışınca Yahudi satıcı, çocuğu çaktırmadan çimdiklemiş, canı acıyan çocuk ağlamaya başlayınca da ondan daha yüksek sesle kendisi ağlamış, gürültüye büyükler gelmişler, Yahudi –çocuğun ağzını açmasına fırsat vermeden- “Bu çocuk beni çimdikledi” diye şikâyette bulunmuş, çocuk bir tokat da büyüklerden yemiş, ağlayarak evinin yolunu tutmuş, bir daha aklını kullanmamaya azmetmiş. Oruçluyu tahrik etme kastına yönelik bir davranış ve bunun sonucunu M. Akif şöyle dile getirmiş: Saat on bir sularındaydı vapur beklerken Yolcular Bafra'y... Devamı

Oruçtaki Güzellikler

2007-09-02 18:39:00

Alimler demişl erdir ki: oruç ve açlıkda on güzel haslet vardır: l. Açlıkta kalb safası, gönlün hakka inkıyadı, göz keskinliği vardır. Tokluk ise aptallık ve tenbellik verir, basireti kör eder. Dimağda buharı fazlalaşdırır, bu sebeble kalbde bir ağırlık olur. Söylenen fikirlere intikal ve intibak edemez, esrarı anlayamaz. 2. Açlıkta rikkat-i kalb olur. Kalb safası da insanı münacatın lezzetini idrak etmeye hazırlar, zikrinin ve sair ibadetlerinin te'sirini görür. 3. Kalbde züll ü inkisar olur, şımarıklık gider. Cenab-ı Hakk da hadîsi kudside: "Ben, benim rızam için kalbi münkesir olanlarla beraberim", buyurmuştur. Lüzumsuz ferah ve tuğyanın başlangıcı olan, aynı zamanda büyük mahrumiyetlerin sebebi olan iftihar ve böbürlenme duygusu gider. Nefis açlıkla kırıldığı kadar hiç bir şeyle kırılmaz. 4. İnsan açlıkda belaları unutmaz, zararlara ve afetlere duçar olanları unutmaz. Tok olan açları unutur, aç olanlar ise açlığın ve belaların elemlerini bilirler. Elemli fakirleri ve zayıfları unutmazlar. 5. Açlık bütün ma'siyet arzularını kırar, devamlı kötülüğü emreden nefsin (nefs-i emmarenin) üzerine basar. 6. Açlık, insana betaet ve hamakat veren fazla uykuyu defeder. Çok yiyen ise çok içer, çok içen çok uyur, çok uyuyanın gafleti artar. Kimin gafleti artarsa hüsrana uğrar ve nedameti artar. Bu sebeble meşayih-i kiram müridi ere: "Çok yemeyiniz, çok içmeyiniz, bu sebeble çok uyursunuz ve hüsrana uğrarsınız" diye buyurmuşlardır. 7. Açlıkta ibadete devam kolaylaşır. Toklukta ise ibadet zorlaşır, ibadete devam ise daha güçleşir. 8. Açlıkta bedenler ve uzuvlar sıhhatli olur, hastalıklar def olur. Çünkü umumiyetle hastalıkların sebebi çok yemek, çok içmek, çok uyumak, kan fazlalığıdır. Hastalık ibadetlere mani olur, kalbi huzursuz eder, ibadet şevkini kırar. 9. Gayet sade bir hayat sürer, sıkıntısı olmaz. Az yemeği itiyad edinen az mala kanaat eder. Bu sebeble Rasûlullah -sallallalahü aleyhi ve sellem-: "İktisada riayet eden fakra duçar olmaz." yani maîşetinde ... Devamı

Ramazan ayı ibadet ayıdır

2007-09-02 18:37:00

Mehmet TalüMilli Gazete, 01.10.2006milli@milligazete.com.trSoru: Bazı kuruluşlar iftar çadırları kuruyorlar. Bu çadırlarda iftariyeler verilip sözüm ona “Ramazan etkinlikleri” düzenliyorlar. Doğru mudur? Cevap: Bismillahirrahmanirrahim. Bazı kuruluşlar dine, Kur’ân-ı Kerîm’e, Hz.Peygamber (S.A.V.) Efendimizin ahlâk ve sünnetine, Şeriata, fıkha, tasavvufa taban tabana zıt birtakım eğlenceler, şenlikler, çalgılı toplantılar, oyunlar tertiplemektedir. Kimi yerlerde “Ramazan eğlenceleri” yazılı ilanlar, pankartlar çarpıyor gözümüze. Fesübhanellah!. Ramazan ayı, eğlence ayı mıdır? Müslümanların bu gibi tuzaklara düşmemeleri gerekir. Bazı kuruluşlar iftar çadırları kuruyorlar. Bu çadırlarda iftariyeler verilip sözüm ona “Ramazan etkinlikleri” düzenleniyor. Dinimizin asla tasvip etmediği kişi ve kurumlar, buralarda iftara müteakiben “sevab”ına konserler veriyorlar. Hemen belirteyim ki ALLAH rızası için olmak şartıyla Ramazan çadırları kurulmasına ve buralarda yüzlerce, bazen binlerce fakire yemek yedirilmesine karşı değilim, yapanları tebrik ediyorum. Ancak ihlasa dikkat etmek gerekir, yoksa sevabı olmaz. Yeni nesil Ramazan ayını bu gidişle eğlence ayı olarak yaşayacağa benziyor. Ermeni ve Rumların icrası “Direkler arası” çılgınlığı 21’inci yüzyılda Müslümanların eliyle geri gelecek. Gidişat bunu gösteriyor. Yanlışlıkla icra edilen günümüz Ramazan çadır şenliklerinin getirdiği anlamsız eğlencelerin eski İstanbul azınlıklarının direklerarası eğlenceleriyle anlamdaş olması ne denli üzücüdür. Ramazan neşesini, cami içersinde yaşayan Müslümanlara karşılık, o dönemin İstanbul azınlığı denilen Rum, Ermeni ve Yahudi gayrimüslim azınlığı da kendilerini direklerarası tabir edilen eğlenceleriyle avutarak o günün hakim İslam kültürüne ayak uydurmaya çalışmışlardır. Ramazan etkinlikleri diye reklam yapıyorlar ve bir de bakıyorsunuz ki, bazı mekanlarda, şarkıcılar, türkücüler, mankenler, çalgılar, çen... Devamı

RAMAZAN AYININ FAZİLET VE ESRÂRI

2007-09-02 18:36:00

İmâm-ı Rabbânî Müceddidi Elf-İ Sânî Ahmed el-Farûkî es-Serhendî kuddise sırruh hazretlerinden: 'Ramazan ayı büyük bir aydır. Bu ayda nâfile olarak kılınan namaz, zikir, sadaka ve benzeri ibâdetler, diğer aylarda edâ olunan farz ibâdetlerin sevâbı ile eşittir. Bu ayda bir farz ibâdeti edâ eden, diğer aylarda yetmiş farz edâ edenin ecrini alır. 'Bir kimse, Ramazan ayında bir oruçluyu iftar ettirirse, günahlarına keffâret olacağı gibi, kendisini de cehennem azâbından kurtarmış olur. İftar ettirdiği kimsenin sevâbından bir şey eksilmeksizin, onu sevâbı kadar kendisine verilir. 'Ramazan ayında bir kimse, kölesinin veya hizmetinde bulunanların vazifelerini hafifletirse, Allâh Teâlâ kendisini bağışlar ve cehennem azâbından azâd eder. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz Ramazan ayına girdiği zaman, bütün esirleri serbest bırakırdı. İstek ve ihtiyaç sahiplerine ihsanlarda bulunurdu. 'Bir kimse Ramazan ayında hayırlı işler ve faydalı amellerde muvaffak olursa, bu muvaffakiyeti bütün sene boyunca devam eder. Şayet bu ay, dağınıklık ve perişanlık içinde geçerse sene boyunca, dağınıklık ve perişanlık sürer. Bu bakımdan mümkün olduğu kadar bu ay içinde cem'iyyet elde etmeye (derlenip toparlanmaya) çalışmak lâzımdır. Bunun içinde bu ayı ganîmetbilmelidir. Allah sübhânehû ve teâlâ hazretleri, bu gecelerin her birinde, cehennem azâbına müstehak olmuş binlerce kemseyi âzâd eder. Bu ay içinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar zincire vurulur ve rahmet kapıları açılır. 'İftarda acele etmek, sahuru tehîr etmek sünnettir. Resûlüllah (s.a.v.)Efendimiz bunu üzerinde ehemiyetle dururdu. Bu hususa ehemmiyet vermek, âdeta kulluk mâkamına münâsip bir tarzda ihtiyacanı arzetmektir.    'Hurma ile iftar etmek sünnettir. Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz iftarda şu duâyı okurdu:«Zehebe'z-zamaü ve'b-telleti'l-urûku ve sebetel ecru inşâallahü teâlâ.» Meâli: Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşâallah ecir d... Devamı

Ramazan Ayının Üstünlükleri

2007-09-02 18:34:00

Lutf etdiğiniz kıymetli mektûb, bizleri mubârek Ramezân ayında şereflendirdi. Bunun için, bu büyük ayın üstünlüklerinden birkaç satır yazmak hâtırıma geldi: Mubârek Ramezân ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nâfile nemâz, zikr, sadaka ve bütün nâfile ibâdetlere verilen sevâb, başka aylarda yapılan farzlar gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir orucluya iftâr verenin günâhları afv olur. Cehennemden âzâd olur. O oruclunun sevâbı kadar, ayrıca buna da sevâb verilir. O oruclunun sevâbı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafîfleten, onların ibâdet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de afv olur. Cehennemden âzâd olur. Ramezân-ı şerîf ayında, Resûlullah (s.a.v.), esîrleri âzâd eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibâdet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasîb olur. Bu aya saygısızlık edenin, günâh işliyenin bütün senesi, günâh işlemekle geçer. Elden geldiği kadar ibâdet etmelidir. Allahü teâlânın râzı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, âhıreti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur'ân-ı kerîm, Ramezânda indi. Kadr gecesi, bu aydadır. Ramezân-ı şerîfde, iftârı erken yapmak, sahûru geç yapmak sünnetdir. Resûlullah (s.a.v.) bu iki sünneti yapmağa çok önem verirdi. İftârda acele etmek ve sahûru gecikdirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeğe ve dolayısı ile herşeye muhtâc olduğunu göstermekdedir. İbâdet etmek de zâten bu demekdir. Hurma ile iftâr etmek sünnetdir. İftâr edince, (Zehebez-zama vebtellet-il urûk ve sebet-el-ecr inşâallahü teâlâ) düâsını okumak, terâvîh kılmak ve hatm okumak mühim sünnetdir. Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken, binlerce müslimân afv olur, âzâd olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytânlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mubârek ayda Onun şânına yakışacak, kulluk yapmağı ve Rabbimizin râz... Devamı

Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?

2007-09-02 18:33:00

Bir Müslüman olarak rahmet ve bereket ayı olan Ramazan’ı en verimli şekilde geçirebilmek için kendimize şu hedefleri belirleyelim: Çok Kur'an-ı Kerim okumak ve hatim indirmek. Teravih namazını 20 rekat olarak cemaatle camilerde kılmak. İftar saatlerinde ümmeti Muhammet için çok dua etmek. Oruçlarımı mutlaka sahura kalkarak tutmak ve sahur vakitlerini dua, namaz ve Allah’ı zikirle çok iyi değerlendirmek. Öğrencilere, komşularımıza ve akrabalarımıza iftar vermek. Sadaka, burs, bağış ve yardımlarımızı bu ayda biraz daha artırmak. Allah'ın isimlerini bolca zikretmek. Gıybet, su-i zan, yalan, dedikodu gibi günahlardan uzak durarak orucumuzu lekelememek. Ramazan’ımızı bereketlendirmek için fitremizi fazlasıyla vermek. Çevremize hayırhâh olup bu ayda kalplerin de yumuşamasını fırsat bilerek din-i mübin-i İslam'a hizmet adına daha fazla şeyler yapmak. Hayır ve hasenat sahiplerini yeni bir nesle sahip çıkma adına çeşitli hayırlara kanalize etmek. Kötü huy ve alışkanlıklarımızı bu rahmet ve bereket ayında tamamen terk etmeye çalışmak. ‘Ramazan tebrik ziyaretleri’ adı altında tanıdık tanımadık herkese ziyaretlerde bulunmak. ‘Her gece Kadir Gecesi olabilir’ mülahazası ile Ramazan gecelerini çok dinç olarak ibadet ve dua ile değerlendirmek.  Zaman GazetesiAsım Akın Işık27.10.2003 OruçOruçla İlgili Çeşitli KonularBir aylık dindarlıkÇocuklar ve RamazanEski RamazanlarHristiyanlıkta ve Yahudilikte Oruç"Jetimam" Yahut Boşa Giden TeravihRamazan Bayramı Orucunuz Hangi Cinsten?Oruç Tutasınız ki Sihhat BulasınızOruç Tutmak Ya da Tutturan OruçOruç TutmayanlarOruçtaki GüzelliklerRamazan Ayı İbadet Ayıdır Ramazan Ayının Fazilet ve EsrarıRamazan Ayının Üstünlükleri Ramazandaki Hedeflerimiz Neler...Ramazanda Nasıl Yemeli Sahura Kalkalım Sahuru Geciktirmekte Yarar Var Seferi Hali ve OruçTemizlik İmanın, Oruç da Sabrın...Teravih Namazı Teravih Namazı Kaç Rekat ?****************... Devamı