Resûlullah sallâllahü aleyhi ve sellem'in vefatı üzerine Hz. Ebû Bekir (r.a) halife olup arabların bir kısmı zekât vermemekte direnince Hazreti Ebû Bekir (r.a), onlarla savaşmaya karar vermişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer (r.a) :
-Ey müslümanların halifesi! Bunlara karşı nasıl savaş açarsınız? Halbuki, Resûlullah sallâllahü aleyhi ve sellem 'Allah'dan başka gerçek ilâh yoktur' deyinceye kadar insanlarla savaşmaya memur edildim. Kim ki 'Allah'dan başka ilhah yoktur' düsturunu kabul ederse, insan hakkı müstesna olmak üzere, malını canını benden kurtarmış olur; içlerindeki gizli küfür ve günâhlarından dolayı olan hesaplarına gelince o hesâbı görmek Allah'a kalmıştır, buyurdu diye itiraz etti.
Hazreti Halife (r.a) cevaben: -Vallahi! Namaz ile zekâtı birbirinden ayıran kimse ile hiç bakmam savaşırım. Çünkü (Namaz bedeni bir vazife olduğu gibi) zekât da malî bir haktır, Allah'a yemin ederim ki, bunlar, Resûlûllah'a vermekte oldukları deve yularını bile benden esirgeselerdi, bu yüzden onlara harb açardım' buyurdu. Bunun üzerine Hazreti Ömer (r.a): -Vallahi anladım ki, dinden dönenlerin katli hususunda Ebû Bekir'in hükmü, Allah'ın onun gönlünde yarattığı, engin bir anlayışın eseridir. Bu sâyede Ebû Bekr'in düşüncesinin doğru olduğunu anladım.